Alternative flash content

Requirements

Alternative flash content

Requirements

Turkish Arabic English Russian

Ali Ulvi ORHAN

Değerli Meslektaşlarım…

Siyasal, sosyal ve ekonomik olayların, depremlerin ve tsunamilerin çok yoğun bir şekilde Türkiye ve dünya gündeminde yer aldığı 2011 yılını acısıyla, mutluluklarıyla velhasıl her şeyiyle geride bırakmış; her zaman olduğu gibi 2012 yılına da hep olumlu beklentilerin içimizi doldurduğu bir umut ve temenni ile adım atmış bulunuyoruz. Bu vesileyle 2012 yılının Türkiye ve dünyada tüm insanlık âlemine barış huzur ve refah dolu günler getirmesini yürekten diliyoruz.

Devamını oku: Yoğun bir yılı geride bıraktık…
 

KOBİ´lerin en büyük problemlerinden biri, kredi veren banka ve finans kurumlarından kolayca kredi temin edememeleridir. Bu soruna çözüm bulmak ve KOBİ´lerin teminat olanaklarını genişletmek amacıyla 1991 yılında kurucu ortakları ve sermayedarlarını TESK (Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu), TOBB (Türkiye Odalar Borsalar Birliği), TOSYÖV (Türkiye Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı), MEKSA (Mesleki Eğitim ve Küçük Sanayii Destekleme Vakfı) nın oluşturduğu ve KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) ve ortaklığı bulunan çok sayıda bankanın da katıldığı Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma A.Ş. (KGF) kurulmuştur. KOBİ teşvikleri kapsamında değerlendirilebilecek olan KGF, küçük ve orta ölçekli işletmelere destek vermek, yatırımlarının ve işletmelerinin finansmanında banka kredisi kullanmalarını mümkün hale getirmek için kefalet sağlamak amacıyla faaliyete geçmiştir.  Benzer kefalet kuruluşları Avrupa’da da bulunmaktadır.

KGF anlaşmalı 25 banka ve finans kurumunun müşterisi olan KOBİ’lerin bu bankalardan kullanacağı; yeni iş kurma, mevcut tesisin genişletilmesi, hammadde temini, İthalatın veya ihracatın finansmanı, yeni teknoloji kullanımı, yeni iş yerine taşınma, nakit sıkıntısı giderme, teminat mektubu amaçlı krediler ile KOBİ´lerin kullandığı diğer tüm nakdi ve gayrinakdi krediler için riskin belirli yüzdesi oranında kefalet verilebilmektedir.  Riskin paylaşımı ilkesine göre çalışan KGF, kredinin tamamına değil, belli bir nispetine (oranına) garanti/kefalet sağlamaktadır. KGF ‘nin vereceği kefalet limiti toplamı, KOBİ başına 750.000 TL, risk grubu için 1.000.000 TL olarak belirlenmiştir.

Kredi garanti sistemi sayesinde KOBİ´lere geniş kredi olanakları yaratılmakta ve düşük maliyetlerle sürekliliği olan bir kredilendirme olanağı amaçlanmaktadır. 2011 Aralık ayı verileri 2819 KOBİ nin 597 milyon Türk Lirası tutarında KGF özkaynaklarından teminat desteği kullanmış olduğunu göstermektedir.  Ayrıca KGF, KOBİ´lerin kullandığı teşvikli kredilere de garanti vermektedir. Bu şekilde, teşvik kapsamına giren bir çok projenin hayata geçmesi sağlanmaktadır.

KGF uygulamasından Türkiye´nin bütün bölgelerindeki KOBİ sahibi tacir ve sanayiciler ile esnaf ve sanatkârlar ve genç girişimciler yararlanabilirler. 250 işçiye kadar çalışanı olan işletmeler KOBİ olarak kabul edilmektedirler. Kredi Garanti Fonu, değerlendirmesinde önceliği projenin yapılabilirliğine, yönetim yeterliliğine, firmanın ve ortaklarının liyakatine, moralitesine, özkaynak katkısına ve kredinin geri ödenebilirliğine vermektedir. Teminat, bu değerlendirmede en son unsur olarak görülmekte ve gerekli görülen hallerde bankaların ilkelerine uymadığı için kabul etmediği türdeki teminatlar (hisseli gayrimenkul tapuları, işletme rehinleri, deniz taşıtları vs.)  KGF tarafından kabul edilebilmektedir.

Dr. Cem Burak Şahözkan

 

 

Ali Ulvi ORHAN

Değerli Meslektaşlarım…

            Ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel anlamda çok olumlu gelişmelerin bizi karşılaması ümidi ve beklentisi içinde olduğumuz 2012 yılının birinci ayını geride bıraktık. Osmanbey piyasası olarak zaten geçmiş yıllarda olduğu gibi Aralık ayının son haftasından Ocak ayının sonuna kadar Noel ve Milli Tatiller nedeniyle özellikle kuzey ülkelerinden gelen müşterilerin minimuma inmesi, 2011’in Kasım ayından başlayan ve 2012’nin Ocak ayını da içine alacak şekilde devam eden durgunluk biraz morallerimizi bozmuş görünüyor.

Devamını oku: Sektörümüzün baharda canlanmasını bekliyoruz
 

Türkiye'nin ithalatında yüzde 1, ihracatında ise yüzde 13 oranında pay içermekte olan Tekstil Sektöründe faaliyet gösteren şirketlerinin önemli seviyedeki çoğunluğunda; Bilançoların, Gelir Tablosu kadar önemli hatta daha önemli olduğu bakış açısı yerleşik değildir.  

Devamını oku: Bilanço yönetiminin önemi
 

Geliyor, geldi derken 2012 yılı ile beklenen buluşmamız gerçekleşti. Artık tüm bireyler ve şirketler için yeni hedefler, yeni ümitler, yeni yatırımlara uzanma vakti. Tabii ki bu süreç içerisinde ülkemizin ve dünyanın önde gelen ekonomistlerinin 2012 yılının özellikle ilk yarısı için yapmış oldukları değerlendirmeleri gözardı edemeyiz. Sizlerin de takip ettiği üzere 2011 yılının özellikle son çeyreğinden bu yana sürekli olarak başta medya olmak üzere birçok kanal aracılığı ile ikaz ediliyoruz.

Devamını oku: Tasarruf edeyim derken, aman yolda kalmayın!
 

Cemile SAÇAKLI

19 Haziran 1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) yerini alacak olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu  (HMK), 12 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve 4 Şubat 2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Devamını oku: Yargılamadaki usuli değişiklikler
 

Markalar, sadece tescil edildikleri ülkelerde korunurlar. Tek bir başvuru ile tüm dünyayı kapsayan bir tescil sistemi bulunmamaktadır. Türkiye’de yapılmış olan marka tescili sadece Türkiye sınırları içinde geçerli olup, uluslararası piyasalara açılmadan önce markanızın tescil durumunun yurtdışında da araştırılması gerekmektedir. Özellikle kendi markası ile ihracat yapan firmalarımızın, mallarını gönderdikleri ya da pazar olarak gördükleri her ülkede markalarının tescil edilmesi gerekmektedir.

Devamını oku: Yurtdışında marka tescili
 

Ali Ulvi ORHAN

Geride bıraktığımız Ekim ve Kasım Aylarını; ulusumuzu derin üzüntüye sevk eden Van’da meydana gelen deprem felaketini yaşayarak geçirdik. Bir deprem ülkesi olan Türkiye’de bu tür depremlere alışık olmamıza rağmen yine de Van’da yaşanan 7,2 ve 5,6 şiddetindeki iki depremin yarattığı yıkımlar ve bu felakette hayatını kaybedenler ayrıca felaketin kış şartlarının ağırlaşmaya başladığı bir zamanda olması, acıları iki kat arttırmıştır.

Devamını oku: Sevgili Dostlarım, Değerli Meslektaşlarım…
 

Sayfa 1 / 3

<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>